Petrol Fiyatlarındaki Yükseliş Avrupa Ekonomilerini Kırılganlaştırıyor

Brent petrolün varil fiyatının 100 dolar seviyesini aşması, küresel enerji piyasalarında tedarik zinciri maliyetlerini yukarı taşıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığına yönelik saldırıların tetiklediği bu fiyat artışı, Avrupa genelinde ulaşım, havacılık ve lojistik sektörlerinde ciddi bir maliyet yükü oluşturuyor.
Avrupa Birliği, 2024 yılında 471,3 milyon ton ham petrol ithal ederken, kendi iç üretimi yalnızca 15,5 milyon tonla sınırlı kaldı. Eurostat verilerine göre, bloğun toplam petrol ithalat bağımlılığı yüzde 96,6 seviyesine ulaştı. Miktar bazında en büyük ithalatçı konumunda 138,3 milyon ton ile Hollanda bulunuyor; ancak bu rakamın büyük bir kısmı Rotterdam limanı üzerinden diğer ülkelere yeniden ihraç ediliyor. Sanayi ve rafineri kapasitesiyle Almanya, AB'nin nihai petrol tüketiminin yüzde 20,1'ini tek başına karşılıyor.
İthalat hacmi tek başına ekonomik zararı yansıtmasa da, net enerji ticaret dengesi GSYH ile kıyaslandığında tablo netleşiyor. Malta, ekonomik çıktısının yüzde 5,4'üne denk gelen enerji ticaret açığıyla en kırılgan ülke konumunda. İspanya, Portekiz ve İrlanda gibi ülkeler ise petrol arzının neredeyse tamamını ithalatla karşılayarak, ulaşıma dayalı turizm sektörlerinde maliyet artışlarına karşı savunmasız kalıyor.
AB genelinde tüketilen petrolün yaklaşık üçte ikisi ulaşıma harcanıyor. Karayolu taşımacılığı toplam tüketimin yüzde 47,7'sini oluştururken, havacılık ve deniz taşımacılığının payı sırasıyla yüzde 9,2 ve yüzde 8,4 seviyesinde. Bu durum, özellikle turizm odaklı güney Avrupa ekonomilerinde, yükselen yakıt fiyatlarının otel ve perakende sektörlerine doğrudan yansımasına neden oluyor.



