Bankalar Dolandırıcılığı Önlemek İçin Müşteri Davranışlarını İzliyor

Finans kuruluşları, müşterilerin kendi rızalarıyla onayladıkları ancak aslında dolandırıcılar tarafından manipüle edildikleri ödeme vakalarıyla mücadele ediyor. ThreatMark’ın 2026 Fraud Readiness Benchmark raporuna göre, sosyal mühendislik saldırıları bankacılık güvenliğinde en büyük risklerden biri haline geldi. Kurumların yüzde 55’i, karşılaştıkları dolandırıcılık vakalarının çoğunun bu yöntemle gerçekleştirildiğini belirtiyor.
Saldırganlar, banka çalışanı veya güvenilir bir kişi gibi davranarak müşterileri para transferine ikna ediyor. Müşteri, kendi yasal kimlik bilgileriyle ve cihazıyla işlem yaptığı için geleneksel güvenlik kontrolleri bu durumu genellikle normal bir işlem olarak algılıyor. Bu sorunu aşmak isteyen bankalar, davranışsal zeka teknolojilerine yatırım yapıyor. Bu sistemler, müşterinin bankacılık oturumu sırasındaki olağan dışı tereddütlerini, tekrarlayan adımlarını veya alışılmadık büyüklükteki transferlerini tespit ederek riskli işlemleri durdurabiliyor.
Kurumların yüzde 91’i, yapay zeka kullanımının dolandırıcılık soruşturmalarını önemli ölçüde hızlandırdığı konusunda hemfikir. Yapay zeka; farklı sistemlerden veri toplama, işlem geçmişini izleme ve olay akışını oluşturma gibi rutin işleri üstlenerek analistlerin üzerindeki yükü azaltıyor. Bu sayede, şüpheli işlemler daha hızlı tespit edilerek fonların dondurulması veya kurtarılması için kritik zaman kazanılıyor.
Kuzey Amerika’daki kurumların yüzde 69’u, önümüzdeki iki yıl içinde sosyal mühendislik kaynaklı ödemeler için geri ödeme zorunluluğu getiren düzenlemelerin yürürlüğe gireceğini öngörüyor. Bu durum, bankaları dolandırıcılığı daha erken aşamada yakalamaya zorluyor. Ayrıca, siber güvenlik ve dolandırıcılıkla mücadele ekipleri arasındaki sınırlar da belirsizleşiyor; ankete katılan profesyonellerin yüzde 81’i, her iki alanda da sorumluluk taşıdığını ifade ediyor.
